GŁnebakan Kasabası
  Tokat İli
 
TARİHİ ve YEŞİLİ İLE TOKAT İLİ

Geldim, Gördüm, Yendim." 

" VENİ , VİDİ , VİCİ"

 ( J. Sezar M.Ö. 47)
ZİLE-TOKAT

TOKAT 'IN YERİ

Tokat, Karadeniz Bölgesinde Orta Karadeniz bölümünün iç kesiminde yer alır. İlin kuzeyinde Samsun, kuzeydoğusunda Ordu, güney ve güneydoğusunda Sivas, güneybatısında Yozgat, batısında Amasya illeri vardır. İlin yüzölçümü 9958 km2 dir. Türkiye topraklarının %1,3'ünü kaplar 35° 27' - 37° 39' doğu boylamları ile 39° 52'-40° 55' kuzey enlemleri arasında yer alır ; rakımı 623 metredir.

Tokat'ın merkez ilçesi Behzat Deresi civarında,güneyde yüksek kesim, orta kesim ve kuzeyde aşağı kesim olarak üç bölüm halinde kümelenmiştir. Son yıllarda şehir kuzeye doğru genişlemektedir. Şehirde güneyden kuzeye doğru bir tek ana cadde, " Gazi Osman Paşa Bulvarı" uzanmaktadır.

Anadolu'nun Orta Karadeniz bölgesinde yer alan Tokat engebeli arazi yapısı içinde, Yeşilırmak, Kelkit ve Çekerek Suyu gibi ırmakların hayat verdiği ovalarla tarih boyunca insanların yerleşmelerine sahne olmuştur. Doğu-batı yolu üzerinde olmasından başka, iç bölgeleri, güney Karadeniz'e bağlayan yolları da taşıması nedeniyle oluşan jeopolitik fonksiyonu, insanlık tarihi boyunca bu yörenin önemli yerleşim alanlarından biri olmasını sağlamıştır

Günümüzde sanayinin gelişmesi, kişi başına düşen gelirin artması,insanların değerlendireceği boş vakitlerinin çoğalması onları yeni yerlere, seyahat etmeye yönlendirmiştir. Bu sebeple turizm bir çok insanı üretici ve tüketici olarak ilgilendirmekte, ülkelerin dış ödemeler bilançosunda önemli bir döviz girdisi oluşturmaktadır.

Tokat ilinde önemli doğal güzelliklerden olan Topçam, Gülevi, Bizeri, Boğalı, Batmantaş, Dumanlı, Çamiçi ve Reşadiye yaylaları, yayla turizmine de önemli katkılar sağlamaktadır.

Tokat, 1923 yılında il olmuş; Erbaa, Niksar,Reşadiye, Zile ilçeleri bağlanmış, 1943 yılında Taşova, 1944'de Artova ve Turhal, 1954 yılında Almus , 1987 yılında Pazar ve Yeşilyurt, 1990 yılında Sulusaray ve Başçiftlik ilçeleri kurulmuştur. İlimize bağlı Taşova ilçesi 1953 yılında Amasya'ya bağlanmıştır

İlimizde merkez ilçe dahil 12 ilçe,54 belediye ve 634 köy mevcuttur.

1990 nüfus sayımına göre il toplam nüfusu 719.251 kişi olup, bunun%42.9'u şehirlerde ,%57.1'i köylerde yaşamaktadır.

Tokat merkez şehir nüfusu 83.058'dir.Nüfus yoğunluğu,kilometre kareye 72 kişi olup, yıllık ortalama nüfus artış hızı binde 11.50 dır

Tokat il topraklarının % 45'i dağlardan, % 40'ı plato ve yaylalardan, % 15'i ovalardan ibarettir. Kazova ve Artova ilin en büyük ovalarıdır. Artova ve Zile ovaları Çekerek suyu vadisinde, Erbaa, Niksar ve Reşadiye ovaları ise Kelkit vadisinde yer alan son yıllarda seracılığın ön plana çıktığı bereketli topraklardır. Yeşilırmak'ın en büyük kolları olan; Kelkit Çayı, Tozanlı Çayı ve Çekerek Suyu Tokat'ın belli başlı akarsularıdır.Reşadiye'deki Zinav Gölü, Kazova' daki Kaz Gölü, Almus İlçesindeki Almus Baraj Gölü Tokat İlinin bilinen gölleridir. Tokat'ın yüzölçümü 9.958 m² olup, nüfusu 100.000'e ulaşmıştır.  

TOKAT  TARİHÇESİ

Orta Karadeniz Bölgesinin iç kesiminde yer alan Tokat, 5.000 yıllık bir tarihi geçmişe sahiptir. M.Ö. 3.000 Yıllarından başlayarak 14 devlet ve 5 beyliğin yaşayıp egemen olduğu Tokat, Yeşilırmak kıyılarının dar ve nemli, İç Anadolu'nun geniş ve kuru alanlarından ( başta, Canik Dağları olmak üzere ) 3 dağ sırasıyla ayrılan Tokat, vadiler arasındaki bereketli topraklarından dolayı "Türkiye'nin Meyve Bahçesidir." Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Tokat'tan söz ederken : " Bu havası hoş şehrin dört tarafında bahçe ve bostanlar içinden sular akar. Her bağında birer köşk, havuz, fıskiyeler ve çeşitli meyveler bulunur. Halk zevk ehlidir. Gariplerle dostturlar, kin tutmaz, hile bilmez, yumuşak huylu insanlardır. Cami, saray, köşk ve imaretleri o kadar sağlam ve güzel olur ki buralara girenler hayran olurlar" demektedir. Hacı Bektaş-ı Veli'nin hayırlı ve bereketli duaları ile bu eski ve tarihi şehir " alimler konağı, fazıllar yurdu ve şairler yatağıdır.

" Oğuz Türklerinin kumandanlarından Danişmend Melik Ahmet Gazi ordusuyla, kaleyi 1074 yılında alarak Bizans ordusuna çok ağır bir tokat vurdu. Böylece Bizans'a vurulan bu tokat şehrin ismi olarak yerleşti.Bazı kaynaklara göre ise ; Tokat'ın Togayit Türkleri tarafından kurulduğu ve bu oymak adının zamanla şehire isim olduğu vurgulanmaktadır.

Tarih boyunca çeşitli milletlerin kültür ve medeniyetlerinin gelip geçtiği Tokat'ta halen örf ve adetler, geleneksel el sanatlarının büyük bir bölümü devam etmektedir. Tokat 600 yıllık el yazmacılığının Anadolu'daki merkezidir. Tokat'tan çok sayıda ilim ve devlet adamı da yetişmiştir: İbn-i Kemal, Molla Hüsrev, Molla Lütfi, Hekim Mustafa ve Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa bunlardan bazılarıdır.

M.Ö. 47 yılında Roma egemenliğine geçen Tokat ilinde Komana(Tokat), Zile(Zela), Niksar(Neocaesarea) ve Sulusaray (Sebastapolis) önemli Roma kale kentleridir.

Tokat ilinde M.S. 11. yüzyıldan sonra Selçuklularla beraber Türk-İslam egemenliği başlamıştır. Bir çok camii, han ,hamam, kervansaray ve köprü bu dönemde inşaa edilmiş ve günümüzde de hala kullanılmaktadır

Kazılarda ele geçen buluntular, yörenin Kalkolitik Çağdan beri yerleşime açık olduğunu göstermektedir. Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bu topraklar hep önemli birer yerleşim alanı olmuştur. Tokat merkez Aktepe (Bolus), Höyüğü ile Zile Maşat Höyük'ten elde edilen Hitit ve Frig buluntuları bunu doğrulamaktadır. Niksar ve Tokat Yağıbasan Medreseleri ile Niksar Ulu Camii ve Tokat Garipler Camii yörenin önemli eserleridir, Tokat önemini Osmanlılar zamanında da korumuştur. Yöreyi gezen seyyahlar Tokat'ı, Bursa'dan sonra oturabilecek en güzel, en bakımlı şehir olarak tanımlamışlardır.

Sebastopolis Antik Kentinin Tarihçesi

Sulusaray (Sebastopolis) Tokat İl merkezine 68, Artova İlçe merkezine ise 30 km. uzaklıkta bir kasabadır. Kasaba etrafı dağlarla çevrili bir ova üzerinde Çekerek Irmağı'nın kenarındadır.

Antik Sebastopolis kentinin kuruluşu henüz kesin olarak bilinmemektedir. Bazı kaynaklarda M.Ö. 1. yüzyılda kurulmuş olduğu kaydedilmektedir. Roma İmparatoru Traianus zamanında (M.S. 98-117) Pontus Galaticus'la, Polemoniacus eyaletlerinden ayrılarak Kappadokia eyaletine dahil edilmiştir. Bu konuya ilişkin kitabe, Kappadokia Valisi Arrian adına şehrin ileri gelenleri ve halkı tarafından dikilmiştir.

Sebastopolis kelime olarak Yunancadır (Sebasto; büyük, ulu, azametli, polis; şehir) "Büyük azametli şehir" demektir. Bazı kaynaklarda Herakleopolis olarak geçmektedir. Herakleopolis, Herakles şehri anlamına gelmektedir. Heracles Yunan ve Roma mitolojisinde gücü kuvveti simgeleyen yarı tanrı bir varlıktır. Bu adı ile de Sebastopolis ile aynı manayı ifade etmektedir.

1987 yılında Tokat Müze Müdürlüğünce yapılan kurtarma ve sondaj kazıları sonucunda elde edilen verilerle, daha önce ortaya çıkmış bulunan mimari parçalar değerlendirildiğinde, kentin Helenistik, Roma ve Bizans Döneminde önemli bir yerleşim alanı olduğu anlaşılmaktadır.

Comana Pontica'da (Antik Tokat) yapılan yüzey araştırmaları sonucu elde geçen buluntular Sebastopolis buluntuları ile büyük benzerlikler göstermektedir. Bu da bize bunların aralarında yakın ilişkiler bulunan çağdaş iki yerleşim alanı olduklarını ortaya koymaktadır.

Roma ve Bizans'ın tarihi yol ağı içinde Sebastopolis önemli bir yer işgal etmektedir.

Sebastopolis'in Yerleşim Planı

Sebastopolis kenti, büyük boy kesme taşlarla harç kullanılmadan yapılmış, dörtgen payandalarla desteklenmiş ve bazı yerlerine yarım daire planlı burçlar yerleştirilmiş surların çevirdiği sondaj kazısında tespit edilmiştir. Bu kazı çalışmaları sonucunda hamam ve tapınağın kent içindeki yeri de belirlenmiştir. Yüzeyde bulunan mimarî elemanlarından kent tiyatrosunun tapınağın yakınlarında olduğu sanılmaktadır. Saray, diğer tapınaklar, agora, caddeler ve benzeri kamu yapılarının nerede oldukları kazılar sonucu anlaşılacaktır. Şehrin tespit edilebilen yerleşim planı Bergama antik kentinin planıyla büyük benzerlikler göstermektedir.

BAKIR VE YAZMACILIK

İlde geleneksel el sanatları potansiyelice köklü bir geçmişe sahiptir. Yazmacılık, bakırcılık, kalaycılık, mutatlık, yemenicilik, el dokumacılığı, halı kilim tezgahları, saraççılık önemli el sanatlarından başlıcalarıdır.İldeki turizm potansiyeli ile ilgili tanıtımın yapılması, turizme yönelik yatırımların arttırılması, ilin kalkınmasında, istihdamın artırılmasında önemli bir fırsattır.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Anadolu bakırcılık sanatını dünyaya duyuran ve sevdiren merkezlerin başında, Tokat'ta yapılan bakır eşya üretimi gelmektedir. Tokat'ın bakır işlemekteki ünü ve Tokat bakırının çok geniş bir bölgede kullanım alanı bulmuş olması, destanlara bile konu olmuştur. Niketim Köroğlu Destanı'na mal edilen şu dizeler, Tokat bakırcılığının Anadolu'da kazanmış olduğu ünü açıkça ifade etmektedir :" Tokat kervanından aldım bakırı, İncitmeyin fıkarayı, fakiri ". Evliya Çelebi'de Tokat Bakırcılığı için " ...Kazancı karından sahan ve tencereleri, kalemkâr evani işleri memduhtur..." demiştir.

TOKAT YÖRE MUTFAĞI

Tokat kebabı, çökelekli, bat, keşkek, madımak ünlü mahalli yemekleridir. pastırma, bez sucuğu ve kuşburnu marmelatı mahalli yiyeceklerindendir

Yemekler: Yaprak Sarması, Cevizli Bat, Bakla Dolması, Patlıca Pehlisi, Erikli Dolma, Kabak Kabuğu Kavurması, Erişte ve kışın başlıca yemeği Keşkek.

Tatlılar: Zile Pekmezi, Cevizli Şeker Sucuğu (Köme) Tırtıl Baklavası, Yufka Tatlısı, Zambak Reçeli

Bunlardan başka Tokat pastırması ve elbiseli sucuk da Tokat'a has diğer yiyecek çeşitleridir.

BÜYÜK TÜRK KAHRAMANI
GAZİ OSMAN PAŞA
(1833-1900)

19. yüzyılın en ünlü Osmanlı komutanlarındandır. Tokat'ta doğdu. Küçük yaşta İstanbul'a giderek askeri okullarda okudu. 1853'te Harbiye Mektebi'ni (bugün Kara Harp Okulu) bitirerek subay oldu. O yıl Osmanlı devleti ile Rusya arasında Kırım Savaşı'nın çıkması üzerine Tuna Cephesi'ne gönderildi. 1856'da savaşın bitiminde İstanbul'a döndü ve 1858'de Erkan-ı Harbiye Mektebi'ni (bugün Kara Harp Akademisi) bitirerek kurmay oldu. Tesalya, Lübnan, Girit, İşkodra gibi yerlerde görev yaptı.
1868-71 yılları arasında bulunduğu Yemen'deki başarılarından ötürü paşalığa yükseldi. 1875'te Bosna-Hersek ayaklanmasının başlamasından sonra Vidin'deki tümenin komutanlığına getirilen Osman Paşa ertesi yıl Sırbistan'ın ayaklanmayı genişletmek amacıyla Osmanlı Devleti'ne karşı açtığı savaşta önemli başarılar kazandı ve rütbesi müşirliğe (mareşal) yükseltildi.Sırbistan'ın yenilgiye uğraması üzerine Rusya Nisan 1877'de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. Savaş başladığında Vidin-Rahova bölgesi komutanı olan Osman Paşa'nın Ruslar'ı Tuna Irmağı'nın kuzeyinde karşılama yolundaki önerisi kabul edilmedi. Kısa bir süre sonra Ruslar Tuna'yı geçerek güneye doğru ilerleyince Osman Paşa Balkanlar'da önemli bir geçit oktasında bulunan Plevne'yi savunmakla görevlendirildi.
Osman Paşa hiçbir savunma tesisi bulunmayan Plevne'yi çepeçevre kazdırdığı siperler ve toprak tabyalarla güçlü bir direnme merkezi durumuna getirdi. O zamana kadar görülmemiş bu savunma düzeni Osman Paşa'ya askeri tarihte önemli bir yer kazandırdı. 60 bin kişilik Osmanlı ordusu zamanla sayıları 250 bine varan Rus-Romen ordusuna karşı beş ay (Temmuz-Aralık 1877) başarılı bir savunma savaşı verdi. Girişilen üç büyük saldırıyı püskürten Osman Paşa da "Gazi" sanıyla ödüllendirildi. Ne var ki, Plevne'nin kasım ayı başında bütünüyle kuşatılması üzerine hiçbir yardım alamayan Osman Paşa'nın 10 Aralık'ta giriştiği yarma hareketi başarısızlığa uğradı, kendisi de yaralandı.
Teslim olmak zorunda kalan Osman Paşa'ya Rus Orduları Başkomutanı Grandük Nikola büyük saygı gösterdi. Savaş alanına kadar gelen Rus Çarı II. Aleksandr da Osman Paşa'nın askeri gelenek uyarınca sunduğu kılıcı geri verdi. Daha sonra Rusya'ya götürülen Osman Paşa'ya orada da savaş tutsağı olarak değil bir konuk gibi davranıldı.
1878'de imzalanan Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması'ndan sonra İstanbul'a dönen Osman Paşa sarayda hassa müşirliği ve mabeyn müşirliği gibi yüksek askeri görevlerde bulundu. 1878-91 yılları arasında aralıklarla dört kez seraskerlik (savaş bakanlığı) yaptı. Mabeyn müşiri iken İstanbul'da öldü.


 
  Bugün 2 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=